Kaymak Gibi 31Seks Hikayeleri!

Sikişken Eltiler!


Sikişken Eltiler! (Metin 38 Y., İstanbul / Türkiye)

İşyerimde otururken telefon çaldı. Açtım. Bir bayan, “İyi günler, Yavuz beyle görüşebilirmiyim?” dedi. Burda Yavuz bey diye birinin olmadığını, muhtemelen yanlış numarayı aradığını söyledim, bayan da telefonu kapadı. Birkaç gün sora tekrar aradı, “Yaa özür dilerim, (numarayı söyledi) numara bu değil mi?” dedi. “Numara doğru, ama burda Yavuz diye biri yok.” dedim. “Peki siz kimsiniz?” dedi. “Ben Metin.” dedim. “Ben de Gamze. Rahatsız etmiyorum umarım?” dedi. “Yoo ne münasebet Gamze hanım, siz rahatsız olmazsanız benim için sorun yok!” dedim. Neyse, biraz şurdan burdan sohbet derken bana, “Yanlış anlamazsanız birşey söylemek istiyorum.” dedi. “Niye yanlış anlayım, söyleyin bakalım neymiş?” dedim. “Aslında ben sizi bir arkadaşım adına arıyorum. Arkadaşım çok sıkılgan biri, böyle birşeye cesareti yok, onun için ben aradım, sizce sakıncası yoksa benden ziyade arkadaşımla konuşurmusunuz?” dedi.

Doğrusu kafam biraz karışmıştı, ama kabul ettim. Neyse arkadaşına verdi telefonu. “Merhaba!” dedim. Zorla bir merhaba çıktı ağzından. İsmini sordum, “Hüsniye.” dedi. “Sıkılmanıza gerek yok, sonuçta bu bir telefon konuşması, kapatırsınız biter! Sizi arayıp rahatsız etmem, korkmayın!” dedim. Bunu bildiğini, birkaç gün önce aradıklarını, benim onların numarasını aramadığım için güvenip onun için tekrar aradıklarını söyledi. “Neden arayayım ki, sonuçta bir yanlış numara. Hoş öyle olmasa da aramazdım! Çünkü sonuçta siz bir bayansınız ve bizim toplumumuzun yapısı da belli, sizi sıkıntıya sokmak istemem, ancak çağrı yapar veya ararsanız, bu gibi durumlarda arayabilirim!” dedim. O da buna çok memnun oldu. Derken sohbet biraz daha koyulaştı. Sesi kadar güzel olup olmadığını sordum. O kendini, ben de kendimi tarif ettim ve sohbet bir süre sora telde sevişmeye dönüştü. Ve bu telefonlar bir hafta kadar sürdü. Konuşmasında bunun sadece telde kalacağını söylüyordu. Ben de, “Sorun değil, sizin için yeterliyse benim içinde yeter, telde kalsın!” dedim.

Bir sabah yeni işe gelmiştim, çay falan içtim, biraz iş güç derken, içeri son derece kapalı 2 çarşaflı bayan müşteri girdi. Selam verdiler, bazı ürünlerin fiyatını sordular falan. Hal ve hareketleri çok tuhaftı, benden kartımı istediler, kartımı verdim. İsmimi sordular, “Metin.” dedim, teşekkür edip çıktılar. Ancak ilginçtir, Hüsniye hanım, ben her gün işe gelir gelmez sabahtan arardı, ancak bugün öğleden sora olmuştu ve halen aramamıştı. Saat 3 gibi tel çaldı. Numaraya baktım Hüsniye hanımın numarası idi. Açtım, “Hayırdır bugün geç kaldın?” dedim. O da, “Ne geç kalması? Daha sabah yanındaydım ya!” dedi. Şaşakaldım, “Nasıl yani?” dedim. “Bu sabah dükkana iki bayan gelmedi mi?” dedi. “Geldi.” dedim. “İşte o bayanlar ben ve Gamzeydi!” dedi. “Yaa böyle oyun olur mu? Neden kendinizi tanıtmadınız?” falan dedim. “Seni merak ettim, geldim gördüm. İlerisi için daha erken!” dedi. “Peki!” dedim. O ara bir müşteri girdi, ben teli kapadım, müşteriyle ilgilendim...

Biraz sonra tel yeniden çaldı. Baktım arayan o ilk başta bizi tanıştıran Gamze hanım. Müsade istedim, “Müşterim var, birazdan arayın!” dedim kapadım. Müşteri gittikten 15-20 dakika sonra tel tekrar çaldı. Tekrar Gamze hanımdı. Hoş beş derken, o da bugün beni görmeye geldiklerini onayladı. Sonra da Hüsniye ile ilişkimizin ne durumda olduğunu sordu. Ben de anlattım tabii, ama sevişme kısmını atlayarak. “Yalnızca bu kadar mı?” dedi. “Ne bekliyordun ki?” dedim. O ise Hüsniyenin kendisine daha farklı anlattığını söyledi. Ben de onayladım ve “Yani bu kadarını da mı söylememi istiyordun?” dedim. “Evet!” dedi, hatta kendisinin de benimle her anlamda konuşmak istediğini söyledi. Ben de bunun doğru olmayacağını, arada Hüsniye hanımın olduğunu, sonra yanlış bir durumun ortaya çıkacağını falan söyledim. Ama Gamze ısrarla, beni gördükten sonra bunu istediğini, ancak Hüsniyeye söylememi istedi.

Derken artık ben ikisiyle de (birbirinden habersiz) telde sevişmeye başlamıştım. Tabii telin çok meşgul olmasından bu biraz Hüsniyenin dikkatini çekmişti. Ama o başka birileri mi var diye sorguya da çekiyordu. Neyse, Gamze hanım telde gerçek anlamda kendilerini tanıttı. Hüsniyenin kendisinin eltisi olduğunu, kocasının yurtdışında çalıştığını, senede 2-3 kez geldiğini, kendi kocasının da babasıyla birlikte Merter’de bir giyim mağazası işlettiklerini falan anlattı. Hüsniye ile aralarında herşeyi konuştukları için de, en azından telefonda olsun birilerinin yaşamında olması konusunda ısrar ettiğini, Hüsniyenin bu konuda çok ama çok sıkılgan olduğunu, kendisinin arayıp bu ilişkiyi başlattığını, Hüsniyenin hemen hemen bütün konuşmalarımızı ona anlattığını, bu yüzden de beni çok merak ettiğini, bunun için de böyle bir şey tasarlayıp dükkana beni görmeye geldiklerini anlattı...

Bunlar birkaç gün sonra bir kılıf uydurmuşlar, bana evlerinin adresini verip, dükkandan bir ürünü eve benim teslime getirmemi söylediler. Ben de kabul ettim. Ertesi gün hazırlandım, erkenden ürünü de yanıma alıp verilen adrese gittim. Apartmanda söylenilen zile bastım. Otomatiğe bastılar, kapı açıldı ve ben 3 katlı binanın en üst katına çıktım. Kapıyı Gamze hanım açtı, “Hoş geldin!” dedi. Hüsniye hanım da geldi, salona geçip oturduk. En alt katta kayınpederleri ve yaşlı kaynanaları, onun üzerinde Gamze hanımlar, en üst katta da Hüsniye hanımlar oturuyormuş. Gamze, “Ben size bir çay falan yapayım, siz 2 kumruyu da başbaşa bırakayım biraz!” dedi ve salonun kapısını kapayarak mutfağa gitti. Hüsniye hanımla ben başbaşa kalmıştım...

Halen inanamıyordum, o haftalardır telefonda seviştiğim, ikisi de birbirinden güzel hanımlar beni evlerine kadar almışlardı. Hüsniyenin gözlerinin içine bakıyordum. Sarıldım, güzel bir kucakladım sımsıkı, öpüşmeye başladık. Bir taraftan öpüşüyor, birtaraftan da bütün vücudunda ellerimle geziniyordum. Giysinin üzerinden göğüslerini ve kalçalarını öyle bir okşuyordum ki, Hüsniye hanım gözlerini kapamış, “Ne olursun sev beni!” diyordu. Üzerindeki tişörtü yukarı sıyırıp, o muhteşem dirilikteki göğüslerini yalarken, elimi bacaklarının arasından küloduna kadar sokmuş, külodunun üzerinden amını okşuyordum. Külodunu hafif yana çekip parmağımı amına soktuğumda içim gitti. Öyle ıslanmış ve sıcaktı ki, bir an önce aşağı inip o amını yalamak, yemek ve o sıvıyı tatmalıydım. Çünkü girip çıkmak falan beni fazla ilgilendirmiyor bir ilişkide, daha ziyade yalamak, dilimi, parmaklarımı sokup, seyrederek okşamak isterim...

Hemen aşağı indim, külodonun üzerinden amını öpüp kokladım. Külodunu yana çekip, o muhteşem sıvıyı dilimle tatmaya başladım. Hüsniye ise sadece gözlerini kapamış, göğüslerini okşayarak iniltiler çıkarıyordu. Kapı vuruldu, biz toparlandık biraz, ama ikimiz de darma dağındık, yüzümüz kıpkırmızı, nefes nefese, gözler kaymış, uçmuştuk resmen. Gamze hanım gülerek, “Çay molası aşıklar!” dedi. Bir taraftan çaylarımızı içiyor, bir taraftan da Gamze hanımı dinliyorduk. Gamze hanım, “Hüsniye yengemin aylardır siftahı yok, ama senin de ondan aşağı kalır yanın yok gibi!” diyordu. Benim ne yapıp edip Gamzeyi de işe katmalıydım, bunu Gamze de, ben de çok istiyorduk. Derken Gamze, “Ben yandayım, siz rahatınıza bakın!” deyip çıktı...

O çıkar çıkmaz biz tekrar tutuştuk, ben durmadan yiyordum. Hüsniyeyi dizlerinin üzerinde domalttım, eteğini yukarı sıyırıp külodunu çıkardım, başladım bu pozisyonda amını yalamaya ve o muhteşem götünü öpüp yalayıp dilimi sokuyordum. Bir bir parmaklarımı amının ıslaklığında ıslatıp, götünü yumuşatıp parmaklarımı yollayıp açılmasını seyrederek amıyla ve götüyle oynuyordum. Hüsniye hanımsa o muhteşem poposunu yavaş ve ritmik hareketlerle aldığı zevki hem anlatıp hem ahenk tutuyordu. Derken döndü öylece çekyata oturdu, fermuarımı indirip benimkini çıkardı. Diliyle gezinip, arada bir ağzına alıyor, sonra tekrar çıkarıp, bacak aralarımdan taşaklarıma öyle bir gezinip yalıyordu ki, çıldırıyordum...

Az sonra tekrar kapı tıkladı, biz yine toparlandık. Gamze, “Bir arzunuz var mı?” diye sordu, biz de teşekkür ettik. Gamze tekrar gitti, ama bizim konsantrasyonumuz bozulmuştu. Hüsniye’ye, “Gamze hanım yerinde duramıyor!” dedim. “Evet biliyorum, mahsustan yapıyor, anahtar deliğinden bizi izlediğini de biliyorum!” dedi. “Peki bize katılmasının sakıncası ne? Siz mi istemediniz?” dedim. O da, “Evet, ama o benden de istekli ve arzulu biri, kaldı ki bu kadar şeyi de o başardı, sanırım biraz haksızlık ediyoruz! Gelsin mi?” dedi. Ben de, “OK, ama biz biraz daha onu kudurtalım, öyle aramıza katalım istersen!” dedim. Hüsniye hanım kalktı ve kapıyı açtı, tekrar geldi ve sevişmeye başladık. Ben Çek-yatta otururken Hüsniye hanım yere indi ve fermuarımı tekrar indirip kaldığı yerden devam etti. Ben bu durumda kapıya yüzüm dönüktü...

Ve bir müddet sora Gamze hanım kapının aralığında belirdi. Artık o da beni direk görüyor, benim onu seyrettiğimi görünce arada bir gözgöze geliyorduk. Gözlerine bakarak eteğini işaret ettim, kaldırması için. O da yavaş yavaş eteğini yukarı kaldırıp, tam göbeğine kadar topladıktan sonra, bir eliyle de külodunun üzerinden amını okşuyordu. Bense kendimden geçmiştim, Hüsniye hanımı kolundan tuttuğum gibi öylece yüzü bana dönük pozisyonda yarağımın üzerine oturttum. Tamamını alamıyordu, ben artık insiyatifi ona teslim etmiştim, kendi isteği ölçüsünde alıyor, yarağım bir çıkıyor bir kayboluyordu amında. Bir taraftan da Gamze hanımı seyrediyordum, artık eli külodunun içerisindeydi ve diğer eli de göğüslerinde dolaşıyordu. Hüsniye hanımı tekrar dizlerinin üzerinde domalttım ve arkadan amına girmeye başladım. O sadece altımda çırpınıp inliyordu, ben de biryandan kapı aralığına bakıyordum...

Rahat bir 35-40 dakika kadar hem siktim, hem çıkarıp amını ve götünü yedim yaladım. Parmaklarımı her iki deliğine de gönderiyor, sonra tekrar amını sikiyordum. Ama asıl niyetim o harika götünün yuvarlağını da denemekti. Hüsniye hanım yorulmuştu, ama kaç kez orgazm olmuştu bunu bilmiyorum. Kalktı ve lavobaya gitmek istediğini söyledi, gitti. O arada Gamze hanım damladı içeri, direk yanıma geldi ve dudaklarıma öyle bir yumuldu ki, nefesim kesildi. Eteğinin altından elimi atıp amının ıslaklığını yokladım. Lavabodan gelen su sesi kesilince Gamze hanım hemen ayrılıp mutfağa gitti. Ben de ellerimi ve yüzümü yıkamak için salondan çıktım. Hüsniye bana lavobayı gösterdi. Ben lavobada elimi yüzümü yıkayıp salona döndüm. Biraz bekledikten sora Hüsniye yanıma geldi, “Yaa sen ne harikasın, bitmek tükenmek bilmiyorsun, sade benim değil Gamzenin de aklını başından aldın!” dedi. Bu arada Gamze hanım tekrar çay getirdi, gözlerinin içi gülüyordu...

Çaylarımızı içip bir yandan da sohbet ediyorduk. “Eee Gamze hanım, dışardan manzara nasıldı?” dedim. “Yaaa müthişsiniz! Sanki seyretmiyor, size katılmışım gibi hissediyordum!” dedi. Bu arada Hüsniye lafa girdi, “İsterseniz ben hizmetinize bakayım, siz biraz takılın!” dedi. Gamze hanım hiç cevap vermedi. Hüsniye boşları toplayıp çıkınca, Gamzeyi kolundan tutup ayağa kaldırdım, ben yere uzandım ve Gamzeyi tam kafamın üzerine getirdim, alttan o manzarayı seyredip, külodun üzerinden o harika kalçaları ve amını okşuyor, külodun yanından amının o tatlı ıslaklığına parmaklarımı kaydırıp, o ıslaklıkla muteşem götünü de yokluyordum. Sonra külodunu indirdim ve yalamaya başladım. Gamze çıldırıyordu...

Ayağa kalktım giysinin üzerinden göğüslerini ve kalçalarını okşayıp, o kiraz dudakları yiyordum. Bu arada kapı tamamen açılmış ve Hüsniye kapının hemen dışında bizi izliyordu. Ona bakınca bize doğru geldi ve arkadan bana dokunup okşamaya başladı. Aman tanrım, iki harika perinin arasında kalmıştım. Birinin dudağını dilini yiyip, ellerimle her yerini okşarken, öbürü arkadan ensemi kulak memelerimi ağzına alıp, boxerimin üzerinden yarağımı okşuyor, içerisine elini sokup çıplaklığıma dokunuyordu. Gamze hanımı Çek-yata dizlerinin üzerinde domalttım ve külodunu indirerek yalamaya başladım. Amını ve götünü yalıyordum. Hüsniye ise boxerimi tamamen çıkarıp alttan yukarı yalayıp öpüp okşuyor, ağzına alıyordu...

Önümdeki manzara harikaydı ve Gamze hanımın götten de aldığı, bir iki yalayıp parmaklarımı götüne oturtunca, iyice belli oluyordu. Götü öyle açılıyordu ki, bayılıyordum. Ayağa kalkıp Gamze hanımım amına yavaş yavaş girmeye başladım. Öyle tatlı kayıyordu ki, resmen eriyordum. Ben çalıştıkça Hüsniyenin arkadan beni okşamaları aklımı başımdan alıyordu. Sonra Hüsniyeyi de kolundan tuttum ve Gamze hanımın pozisyonunda ikisini de dizlerinin üzerinde Çek-yata domalttım ve Gamze hanımdan çıkıp Hüsniyeye, Hüsniyeden çıkıp Gamzeye, mekik dokuyor, birinin amından çıkıp, ötekinin götüne sokuyordum...

Sonunda sikişimiz bittiğinde hepimiz nefes nefese ve ter içinde kalmıştık. Kısacası saat 10 gibi gittiğim evden 15:30 civarı çıkabilmiştim ve ayakta zor duruyordum. Geç boşalma sorunu olan erkekler bilir bunun acısını.

[Metin]


Seks Hikayesi veya Erotik itiraf Yolla! « Ana Sayfaya Dön!

18+ YASAL UYARI:
"Kaymak Gibi 31 Seks Hikayeleri" sitesinin bu ve buna benzer sayfaları, 18 yaşından büyükler içindir. Eğer 18 yaşından
küçük iseniz veya bulunduğunuz ülkede, Seks siteleri'ni ziyaret etmek kanunen yasak ise, bu siteyi derhal terkediniz!
"31Seks Hikayeleri" "Sikilen Amlar" "Erkek Siken Erkekler" "69Seks" - The Netherlands / Hollanda
Contact / iletişim E-Mail:    |    Sitemize reklam verme koşulları