Kaymak Gibi 31Seks Hikayeleri!

Yeni Bir Yaşama Merhaba! (1)


Yeni Bir Yaşama Merhaba! (1) (Hüseyin 41 Y., İzmir / Türkiye)

Selam arkadaşlar. Hikayem bundan birkaç yıl önce başlıyor. Doğup büyüdüğüm şehri terkettiğimde 36 yaşındaydım. İşlerim ters gitmeye başladıktan kısa bir süre sonra karımla aramızda başlayan tartışmalar ayrılığa kadar gitti ve evliliği bitirdik. Karıma göre, benim iş bilmez ve beceriksiz biri olmam bitirmişti evliliği. Asıl neden, işlerimin ters gitmeye başlamasından sonra eve getirdiğim paranın azalmasıydı. Aslında karımla çokta iyi giden bir seks hayatımız yok gibiydi. Seksi bir görev ve yapılması gereken günlük işlerden biri gibi gören karım, orgazmı sanki ayıpmış gibi yaşardı ve bu huyundan yıllarca hiç vazgeçmedi. Oysa onunla evlenene kadar, birlikte olduğum kadının yatakta orgazm olduğunu görmek, onun o anki zevkini izlemek ve o zevke ortak olmak benim en büyük keyiflerimden biriydi. Zaman içerisinde ben de karımın orgazm olmasını beklemeden boşalıp, kıçımı dönüp yatmaya başladım. Bu beni hiç de rahatsız etmiyordu artık.

İnşaat malzemesi işinde iflas etmiştim. Bütün mal varlığım suyunu çekmişti. Borçlarımı ödemek için herşeyi sattım ve sıfırlandım. Karım dahil, çevremde kimse kalmamıştı. Kalan tek gayrimenkul oturduğum evdi. Küçük bir kasabada iflas etmiş biri olarak fazla dolaşamazsınız. Herkes size bakıyordur ve bir sürü de arkanızdan konuşuluyordur. Buna daha fazla dayanamadım ve kasabayı terk etmeye karar verdim. Ama nereye gideceğim konusunda iğne ucu kadar bir düşüncem yoktu. Tam o kararsız günlerimde Tahsin isminde bir arkadaşım aradı. Ona durumumu anlatınca, “İzmir’e gel! Bir süre bana yardım edersin. Kendini toparladıktan sonra sana da küçük bir işyeri açarız!” diye bir teklifte bulundu. Tahsin 37 yaşındaydı ve o da benim gibi inşaat malzemesi işi yapıyordu. Tahsin’le toptancıdan tanışıyorduk. Tahsin aynı zamanda küçük çaplı müteahhitlik de yapıyordu.

Eşyalarımı evin bir odasına yerleştirip kilitledim ve evi kiraya verip İzmir’e, Tahsin’in yanına gittim. Tahsin’in ilk eşi vefat etmişti. İkinci eşi ve oğlu ile birlikte yaşıyordu ve güzel bir işi vardı. Ailece beni güleryüz ve samimiyetle karşıladılar. Tahsin’in yeni bitirdiği ve kendisinin de oturduğu apartmanın kapıcı dairesinin yanındaki küçük bodrum kata yerleştim. Kasabadan gerekli olan birkaç eşyamı da getirip evi düzene koydum. Kimseyle muhatap olmuyordum. Eve giriş çıkışlarda kimseyle karşılaşmıyor, kimseyi görmüyordum. Çünkü giriş kapısının hemen yanındaki iki kapının biri kapıcının, diğeri de benimdi. Kapıcı kendi hCenknde, sessiz bir adamdı, karısı da kendisi gibi iyi niyetli, içten insandı. Benim hikayemi bilmemelerine rağmen çok iyi davranıyorlardı bana. Kısa sürede kapıcı komşumla abi, abla, kardeş durumuna getirmiştik ilişkimizi. Arkadaşım Tahsin’in yeni karısı Asuman, 28 yaşında, 1.65 boylarında, 60 kilo kadar, bakımlı bir kadındı. Tahsin’in oğlu Cenk ise, 17 yaşındaydı ve üniversiteye hazırlandığını iddia ediyordu, ama gün boyu İzmir’de gezip dolaşıyordu.

Oturduğum mekana ve işyerine adapte olmam fazla uzun sürmedi. İnşaat malzeme işi zaten ihtisasım olan bir işti. Tahsin ile sabah birlikte işe gidiyorduk. Gün boyu onun yapması gereken işleri yapıyor olmam, onu rahatlatmıştı ve böylece o müteahhitlik işi ile daha yakından ilgilenmeye başlamıştı. Yemeğimi kendim pişiriyor, bulaşık ve çamaşırlarımı kendim yıkıyordum. Oturduğum kasaba ile ilişkilerimi tamamen bitirmiştim; kimseyle görüşmüyor, kimseyi aramıyor, kimsenin aramalarına cevap vermiyordum.

Günler böyle devam ederken, bir gün Tahsin’in baldızı nişanlanıyordu. Asuman ve Tahsin nişana gideceklerdi. Yola çıkarlarken Asuman benim kapıya gelmiş ve Cenk’i bana emanet etmiş, “Üç gün kalacağız Hüseyin Abi. Cenk’e bu zaman içerisinde göz kulak olursan sevinirim. Biliyorsun ipsiz sapsız bir çocuk. Lütfen ona göz kulak ol!” demişti. Gözlerinin arkada olmaması gerektiğini söyledim onlara. Oğulları Cenk’i ve işyerini bana emanet etmeleri hoşuma da gitmişti açıkçası. Zaten iki gün mesai vardı; Cuma günü yola çıkmışlardı, Pazar gecesi döneceklerdi. Cuma günü akşam yemeği Cenk ile birlikte yedik. Cenk arkadaşı ile buluşacağını söyleyip evden çıktı ve söz verdiği gibi erken saatte eve geri döndü. Ertesi günü de benimle birlikte işyerine geldi. Gün boyunca benimle birlikte müşterilere baktı ve işyerinde oyalandı. Bir ara yalnız kaldığımızda, bana, akşam için bir proğramımın olup olmadığını sordu ve “Bu akşam içelim Hüseyin abi!” dedi ardından. “Ben dışarıya çıkmıyorum biliyorsun. İçersem evde içerim. Kabul edersen, buyur gel!” dedim.

Kabul etti ve akşam güzel bir sofra kurup içmeye başladık. Cenk yavaş içiyordu, çünkü içkiye pek alışık değildi. İkinci dublesini yarıladığında mayışmaya başlamıştı. Mayışmanın ardından dili de çözüldü Cenk’in. Sohbet bir anda cinselliğe geldi, dayandı. “Hüseyin abi, 3 aydır buradasın ama bir gün seni bir kadınla görmedim!” dedi. “Oğlum sana mı göstereceğim siktiğim kadınları?” dedim gülerek. “Nerede yapıyorsun bu işi abi? Geneleve mi gidiyorsun?” dedi. “Ne işim var lan pisliğin içinde? Piyasada bir sürü temiz mekan varken geneleve mi giderim?” diye çıkıştım. Bu sohbet fazla sürmedi, çünkü Cenk kısa bir süre sonra çekyatın üzerinde sızıp kalmıştı. Yaz günü olduğu için üzerine bir şey örtmeye de gerek yoktu. Ben de içkimi içip, etrafı topladıktan sonra gidip yattım, çünkü epey içmiş ve ağırlaşmıştım. Hemen uyumuşum...

Bir ara yarağımın okşandığını farkettim ve uyandım. Gözlerimi hafif aralayarak baktığımda Cenk’i gördüm. Benim yatağın kenarına oturmuş, yarağımı şortumun üzerinden tüy hafifliğiyle okşuyordu. Habersizmiş gibi gözlerim kapalı beklemeye başladım. Cenk’in okşamalarıyla yarağım kısa sürede kazık gibi olmuştu. Cenk sertleşen yarağımı şorttan çıkardı ve gövdesinden tutup sıvazlamaya başladı. Sonra eğilip kafasına bir öpücük kondurdu. Elleri bir kadınınkiler kadar pürüzsüz ve narindi. Sonra eğilip yarağımın kafasını ağzına aldı. Küçük dil darbeleriyle yalıyor, ağzına sokabildiği kadar sokup emiyordu. Bunu o kadar nazik ve narince yapıyordu ki, bir kadın bile bu incelikte yapamazdı. Sonra yarağımı bırakıp, soyunmaya başladı. Çırılçıplak soyunduktan sonra yeniden gelip yarağımı kavradı ve yalayıp emmeye devam etti. Yalayıp emmeyi çok seviyor olmalıydı, çünkü keyifle ve durmadan emiyor, yalıyordu yarağımı...

Bir süre sonra bacaklarını açarak üzerime yerleşti. Bana dokunmamaya özen gösterir bir hali vardı. Yarağımı tutup göt deliğinin ağzına getirdi ve sürtmeye başladı. Derinden inleme seslerini duyabiliyordum. Bir süre sonra deliğine sürttüğü yarağımın üzerine bıraktı kendini. Açılmış kalçalarının arasında küçük deliği yarağımın iri kafasını almakta zorlanıyordu. Birkaç kez denedikten sonra vazgeçti ve yeniden yarağımı yalayıp emmeye başladı. Sonra yine denedi sokmayı, ama yine başaramamıştı. Ben artık dayanamadım ve “Çekmecede krem var!” dedim. Aniden fırladı ve yataktan aşağıya indi. Gözlerimi açıp ona baktım, korku ve utanarak bakıyordu bana. Elimi uzatarak, “Gel buraya!” dedim. Ürkekçe yaklaştı ve yatağın kenarına oturdu. Uzanıp elini tuttum ve kendime çektim. Gözleri korku ve soru sorar şekliyle bana bakıyordu. Omuzundan tutup kendime çektim ve dudaklarına bir öpücük kondurdum. Bu öpücük ona cesaret vermişti; yay gibi gergin olan vücudu bir anda relax duruma geçmiş, gevşemişti. Kısa süre sonra eğilip dudaklarıma öpücüğü kendisi kondurdu...

Bunu belinden tutup yatağa çektim ve yanıma yatırdım. Dudaklarımız birleşmişti. Pamuk gibi dudaklarıyla dudaklarımı yalıyor, emiyordu. Dilimi ağzına alıp emiyor, diliyle ağzımda geziniyordu. Elini tutup yarağımın üzerine götürdüm. Biraz önceki gibi yine gövdesinden tutup sıvazlamaya, okşamaya başladı yarağımı. Cenk’in başını tutup yarağıma doğru ittim. Yarağımı yalamaya, ağzına alıp emmeye başladı yeniden. “Çok güzelsin bebeğim” dedim. Yarağımı ağzından çıkarıp yüzüme baktı ve gülümsedi. Bu gülüş o kadar seksiydi ki, şaşırdım bir anda. Hiç bir kadın yatakta bana bu kadar seksi ve içten gülümsememişti. Beynindeki kadınlık yüzüne vuruyordu Cenk’in...

Bir süre daha yalayıp emdikten sonra doğruldu ve yüzüme baktı, sonra yataktan kalkıp kremi alıp geldi. Yarağımın her tarafını güzelce kremledi ve eliyle iyice yedirdi. Sonra iki parmağına aldığı kremle göt deliğini kremlemeye başladı. Yine gelip üzerime apıştı ve gövdesinden kavradığı yarağımı göt deliğine dayadı. Yavaşça kendini bıraktı, ama yarağımın kafası, Cenk’in dar göt deliğine girmiyordu birtürlü. Birkaç kez denedi, ama acıdan kendini kasması girmesini engelliyordu. “Gel, yat şöyle!” dedim. Gelip yanıma uzandı. Saçlarını okşarken dudaklarına öpücük kondurdum ve “İstiyor musun?” diye sordum. “Üç aydan beri bu anı hayal ediyorum Hüseyin Abi!” dedi. “Daha önce yaptın mı bu işi?” dedim. “Arkadaşım Selim ile ara sıra yapıyoruz!” dedi. “Onunla yaparken acıyor mu peki?” dedim. “Hayır. Onunkinin kalınlığı seninkinin yarısı kadar bile değil. Seninki çok kalın!” dedi. Omuzundan tutup sırtını kendime çevirdim. O andan itibaren benim söylediklerimi yapmaya başlamıştı. Kalçasını geriye doğru vermesini söyledim. Uysal bir kedi gibi önümde ne söylersem yapıyordu. Bacağını kaldırdığımda göt deliği önümde küçük bir düğme gibi görünüyordu...

Yarağımın kafasını göt deliğine sürtmeye başladım. Cenk derin inlemelerle yarağı gerçekten de istediğini belli ediyordu. “Sıkma kendini!” dedim. “Sıkmıyorum ki! Kafası çok büyük Hüseyin Abi ya!” dedi. Yarağımı göt deliğini ağzına getirdim ve bastırdım. Yol açılmamıştı ki daha, Cenk kendini kastı. Geri çekildim ve bir süre bekledim. Sonra yeniden yarağın kafasını deliğin ağzına getirip sürtmeye başladım. Bacaklarını daha da açmış, göt deliğini iyice ortaya çıkartmıştı. Yarrağımın kafasını deliğin ağzına dayadım ve bekledim. Sokacağımı düşünüyordu, ama yapmadım. Öylece bekledim bir süre. Yavaş hareketlerle deliğe yükleniyordum, ama orada bırakıyordum, sokmaya çalışmıyordum. Cenk bu süre içinde yarağı sokmayacağımı düşünmeye başlamış olmalıydı ki, kendini iyice bıraktı. İşte o anda yarağımı deliğe ittirdim ve birden kafası göt deliğinin içine girdi. Cenk kısa bir çığlık attı, ama durdu öylece. Ben bekledim. Yarağımın kafası içindeydi ve hareketsiz duruyordum. Cenk te kımıldamadan önümde bekliyordu...

“Acıdı mı?” diye sordum. “Acıdı, ama önemli değil!” dedi. Sonra başını geriye döndürdü ve biraz önceki gülümsemeyle yüzüme bakıp, “Bu yarağı istiyorum Hüsyin abi!” dedi. “O zaman kendini bana bırak!” dedim. Yarağın kafasını geriye çektim, ama çıkarmadan geri yüklendim. Cenk’in göt deliği o kadar dardı ki, yarağımın derisi yüzülüyor gibiydi sanki. Bir kaç hamle daha yaparak yarağımı yarıya kadar sokmuştum Cenk’in dar göt deliğine. Cenk derinden iniltilerle acıya katlanmanın yollarını bulmaya çalışıyor gibiydi. Ihılıyor, derinden acı çığlıkları atıyordu, ama sesini çıkartmamaya özen gösteriyordu. Bir süre bekledikten sonra yarağımı kafasına kadar çıkardım ve yeniden yüklendim. Bu çekip sokmaları belli aralıklarla yapıyordum. Bir süre sonra yarağım köküne kadar dar göt deliğinin içindeydi. Kasıklarım kalçalarına yapıştığında Cenk başını çevirdi ve yaş süzülen gözleriye bana baktı, “Yırtıldı mı Hüseyin Abi?” diye sordu.

Gözyaşlarını parmaklarımla sildim ve uzanıp dudaklarına öpücük kondurdum. “Hayır bebeğim, yırtılmadı. Sen öyle hissediyorsun. Götün çok güzel!” deyip, hareketsiz durdum bir süre. Cenk arkaya uzattığı elleriyle vücudumda dokunabildiği yerleri okşuyor, vücudumu seviyordu adeta. Sonra kendini öne doğru çekip geriye verdi. Yarağım yarıya kadar göt deliğinden çıkmış, yeniden köküne kadar girmişti. Bunu rutin bir şekilde yapmaya başladı Cenk. Artık yarağım yarıya kadar çıkıyor, sonra köküne kadar göt deliğine giriyordu. Yüzüme bakıp, “Bunu arzuladım hep 3 aydan bu yana! Çok tatlı bir yarağın var Hüseyin Abi!” dedi. “Senin götün de çok güzel bebeğim!” dedim. Birkaç kez daha sokup çıkarttıktan sonra, yarağımı götünden çıkardı ve kalktı. Kendi elleriyle benim vücudumu düzene koydu. Geriye doğru çekti beni, başımın altına üç tane yastık koydu ve yarı oturur pozisyona getirdi. Sonra yüzü bana dönük şekilde apıştı ve yarağımı eliyle göt deliğine dayayıp oturdu. Yarak zorlanarak dar götün içinde yok olmuştu...

Öylece durdu ve yüzüme baktı, “Erkeğim benim!” diyerek dudaklarıma öpücük kondurdu ve “Yarağın içimi parçalarken gözlerine bakmak istiyorum!” dedi. O an gördüm Cenk’in sikini; pörsümüş, küçük bir parça et gibi duruyordu önünde. Yavaş hareketlerle üzerimde oturup kalkmaya başaldı sonra. Elleri göğüslerimdeydi ve farkında olmadan okşuyordu. Yarağım dar göt deliğinin içinde yılan gibi kıvrılarak gidip geliyordu. Heyecanım artmaya başlamıştı; sonra alttan darbelerle ona eşlik etmeye başladım. “Sok erkeğim! Doyur beni yarağa! Ohhh... Hiç bu kadar keyif almamıştım. Çok güzel sikiyorsun!” diyordu. Sonra üzerimden kaldırdım ve sırt üstü yatağa yatırdım. Bacaklarını göğüslerine doğru çektirdim ve kabak gibi önüme çıkan götüne yarağımı yerleştirdim. Acele etmiyordum hiç, Cenk’in dar götü sabaha kadar benimdi. Yavaş hareketlerle girip çıkarken, eğilip dudaklarını emmeye, yalamaya başladım. İkimizin dudakları ve dilleri dans ediyordu artık. Cenk inliyor, kıvranıyordu altımda. “Hüseyinim! Kocacığım! Erkeğim! Sok! Oohhh! Çok güzel sikiyorsun! Hayal ettiğim gibisin erkeğim! Doyur karını yarağa bu gece! Sik beni erkeğim sabaha kadar!” diyordu...

Uzun zaman öpüşüp sevişerek sikiştik. Yarağım halen ilk andaki gibi zor girip çıkıyordu göt deliğine. Fazla sikilmemiş, fazla hırpalanmamış taze götü sikmek o kadar keyifliydi ki, boşalmayı unutmuştum. Cenk de sanki sikişmenin sonunda boşalma olmayacakmış gibi, hep böyle sürüp gidecekmiş gibi davranıyordu. Sonra çıkardım yarağımı götünden. Önümde köpek pozisyonuna getirdim ve arkasına geçip yarağımı yeniden soktum köküne kadar. İnce belinden iki elimle kavradım ve sert darbelerle girip çıkmaya başladım. Yarağımı kafasına kadar çıkartıyor, köküne kadar sokuyordum. Cenk altımda deli gibi kıvranıyor, kendini geriye verip yarağımı daha da içine almaya çalışıyordu. “Sok! Sok! Kökle erkeğim!” diye inliyordu. Sanki boşalırsam büyü bozulacak gibi geliyordu bana. Yarım saatten fazladır siktiğim dar götün ağzı artık kızarmaya başlamıştı. Sert darbelerle sikmeye devam ederken belinden sıkıca kavramıştım. Artık iyice yükleniyordum ve yarağımı taşaklarıma kadar sokuyordum...

İnlemelerimden boşalacağımı anlamıştı Cenk. “İçime boşal erkeğim! Döllerinle götümü sula! Doldur döllerinle götümü! Ohhh! Çok güzel!” diyordu. Son bir kez çekip yüklendim ve köküne kadar sokup döllerimi dar götün içine akıtmaya başladım. Belinden tutuyor olmasam yatağa düşecektim. Titreyerek içine boşalttım döllerimi. Cenk te, ben içine boşalırken göt kaslarıyla yarağımı sağıyordu adeta. Kasılmalarıyla bana yardım ediyordu. Bir yandan da tek düze inliyordu, “Ohhh! Ohhh! Ohhh!” diye. İkimiz de aynı anda vücutlarımızı yatağa bıraktık. Cenk altımda yatıyordu. Ben yarağımı çıkarmadan üzerine kapandım ve öylece yattık bir süre...

Sonra Cenk başını çevirdi ve bana aynı bakışla baktı. Eğilip dudaklarına bir öpücük kondurdum. Sonra yarağımı göt deliğinden çıkardım ve yatağa attım kendimi. Cenk yan dönüp vücudunu vücuduma doladı ve bana sarıldı, ardından da, “Güzel miydi” diye sordu. Bu laf beni deli ediyordu. Başını tutup gözlerini kendime çevirdim. “Bunu bir daha söyleme, tamam mı?” dedim. “Tamam aşkım!” diyerek dudaklarımdan öptü. “Ne kadar zamandır yapıyorsun bu işi?” diye sordum. “Yaklaşık bir yıldan beni Selim ile birbirimizi sikiyoruz. Aklımıza gelen her yerde sikişiyoruz Selim ile. O benim içime boşalıyor, ben de onun. Bak aşkım; yemin ediyorum, sikişmenin bu kadar keyifli olacağını rüyamda görsem inanmazdım. Yarağın çok tatlı ve beni iliklerime kadar titrettin!” dedi. “Boşaldın mı sen?” dedim. “Evet, avucuma boşaldım ve hepsini de yuttum, sen görmeyesin diye.” dedi...

“Hadi bana sigara getir!” dedim. Hızla yerinden kalktı ve dudaklarımdan öperek yataktan fırladı. Önceden benim yatakta sigara içme keyfimi biliyormuş gibi tüm düzeneği getirmişti. Çakmak, sigara, küllük, hepsini de yandaki sehpanın üzerine koydu ve bana bir sigara yaktı verdi. Sonra da, “Çay içelim mi aşkım?” diye sordu. “Sen bilirsin.” dedim. O gülümsemeyi yüzünden hiç eksik etmiyordu tatlı oğlanım. Koşarcasına mutfağa gitti, çay suyunu koyup geldi ve yanıma uzandı. Eliyle vücudumda dolaşmaya başladı ardından. “Biliyor musun Selim ile sikişirken yalnızca boşalmak için yapıyordum bunu. Ama hep hayal etmiştim; bir erkeğim olsun ve o içime girsin ve iliklerine kadar içime boşalsın, diye. Yan yana uzanıp uyumayı, ona dokunurken tenini herşeyiyle hissetmeyi arzu ettim bunca zaman. Sana sigaranı getirmek, çay koymak benim için çok keyifli aşkım. Biliyor musun, bunları hayal ettim bunca zaman. Selim ile ilişkimiz yalnızca orgazm üzerine kurulu. Ben daha fazslasını istedim hep. Sanırım buldum da!” dedi.

Sevecen ve samimi tavırlarıyla beni mest ediyordu Cenk. Bir kadından daha sıcak ve yakındı sanki. Daha önce de erkekleri götünden sikmiş ve keyif almıştım, ama Cenk’i siktikten sonra da yanımda bulundurmak bana erkeklik keyfi veriyordu. “Tazesin, götün çok tatlı ve tahmin ettiğimden çok daha sıkı. Seni sikerken aldığım keyfi şu an yanımda uzanırken de alıyorum, emin ol!” dedim. Hızla döndü ve bana öyle bir sarıldı ki, boynumu koparıyor sandım. “Seni seviyorum! Seni seviyorum!” diye sayıklıyordu durmadan. “Ben de seni seviyorum da, çay suyu kaynamaktan kalmadı. Hadi git şunu demleyip gel!” dedim. “Derhal kocacığım!” deyip fırladı mutfağa...

Çaylarımızı içtikten sonra yeniden sevişmeye başladık. Daha doğrusu ben yatakta sırtüstü uzanırken Cenk tepeden tırnağa beni sevmeye, öpüp yalamaya başladı. Dakikalarca öptü, yaladı vücudumu. Sonra sertleşen yarağımı ağzına aldı ve emdi, yaladı. Yüzü bana dönük üzerime oturdu ve yarağımı dar göt deliğine aldı ve dakikalarca üzerimde zıpladı durdu. Pozisyondan pozisyona giriyor, kendini bana her şekilde siktiriyordu. Bir saat kadar sonra yine götünün içine döllerimi bıraktığımda elektriğe yakalanmış gibi titriyordu. Bu kez de boşalmıştı, ama avucuna değil, yatağa boşalmıştı. Çarşafı kendi elleriyle yıkadı, astı ve yenisini serdi. İkinci sikişmemizden sonra uyuyup kalmışız.

Ertesi gün Cenk benden önce uyanmış, yine yarağımı yalıyor, emiyordu. Vakit öğleden sonra olmuştu. Bir posta daha sikiştikten sonra evi toparlamaya başladık. Eşyaları yerli yerine yerleştirdik, mutfağı temizledik ve kendimize çeki düzen verdik. Bu ara Tahsin aradı, Cenk ile ilgili, yaramazlık yapıp yapmadığı hakkında birkaç soru sordu. Ben de, “Gözünüz arkada olmasın. Cenk dizimin dibinden ayrılmadı ve hiç yaramazlık yapmadı.” dedim. Gece geç saatlerde geleceklermiş. Onlar gelene kadar iki posta daha siktim Cenk’i ve evlerine gönderdim. Sonra ben de yattım uyudum....

Ertesi sabah kapının ziliyle uyandım. Kapıyı açtığımda Asuman bana gülümseyerek, “Günaydın Hüseyin abi! Dün gece geldiğimizden beri Cenk ölü gibi yatıyor, çocuğu haddinden fazla yordun herhalde?” dedi. Ben de, “Biraz içtik... İçkinin tesiriyle uyuyordur!” dedim. Asuman yine gülümseyerek yüzüme baktı ve “Umarım öyledir!” dedi ve Cenk’e gözkulak olduğum için teşekkür edip gitti. Merdivenlerden çıkarken başını sallıyordu. Acaba birşeyden mi şüphelenmişti?

[Hüseyin]



Seks Hikayesi veya Erotik itiraf Yolla! « Ana Sayfaya Dön!

18+ YASAL UYARI:
"Kaymak Gibi 31 Seks Hikayeleri" sitesinin bu ve buna benzer sayfaları, 18 yaşından büyükler içindir. Eğer 18 yaşından
küçük iseniz veya bulunduğunuz ülkede, Seks siteleri'ni ziyaret etmek kanunen yasak ise, bu siteyi derhal terkediniz!
"31Seks Hikayeleri" "Sikilen Amlar" "Erkek Siken Erkekler" "69Seks" - The Netherlands / Hollanda
Contact / iletişim E-Mail:    |    Sitemize reklam verme koşulları